DAİMİ BİR AKIŞ

Küratör: Fırat Arapoğlu
Sanat Konuşmaları: Özlem Şimşek & Fırat Arapoğlu
21.12.2022

Bilsart, küratörlüğünü Fırat Arapoğlu’nun yaptığı “Daimi Bir Akış” sergisi kapsamında Özlem Şimşek’in “Arzunun Gören Gözlere İhtiyacı Yok  ” isimli sergisine 21 Aralık – 30 Aralık 2022 tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor.

Daimi Bir Akış

“Flux” Latince ve diğer Avrupa dillerinde, “akmak” ve “değişim” anlamlarına sahiptir ve ayrıca İngilizcede “flux” sözcüğü “akı”, “suların kabarması, gel-git”, “sürekli değişiklik” ve medikal anlamda “akma, akış” anlamlarına gelmektedir Flux “bir kavram” olarak tarihsel düşüncede belirli açılardan kronolojik olarak izlenebilmektedir. Herakleitos’un “pante rei” (her şey akar) deyişi ve Hegel’in her şeyin daimi bir akış halinde olduğunu belirterek “Mücadele her şeyin atasıdır” sözü ile diyalektik düşünce yapısını temellendirmesi bu “akışkanlık” halinin felsefe açısından örneklendirilmeleridir ve ayrıca Henri Bergson da evrimin daimi bir akış ve değişim süreci olduğunu belirtmiştir.

Daimi bir akış halinde olma durumunu, cinsiyet ve cinsel kimlik olguları konusunda tespit etmek mümkündür. Bu bağlamda “Daimi Bir Akış” video-gösterim programı Ahmet Rüstem Ekici ve Özlem Şimşek’in çalışmalarıyla akışkan cinsiyet ve cinsel kimlik olgularını masaya yatırıyorlar. Ekici, beden ve mimarinin ilişkilerini görünür kıldığı “Islak hacim” ile deneyim çeşitliliği ile dönüşen mekanlardan biri olan tuvaletlere odaklanıyor. Özlem Şimşek ise sergideki yeni serisinde Türk melodram sinemasındaki imgelere odaklanıyor. Şimşek, böylece akışkanlık bağlamında toplumsal cinsiyet, cinsellik ve arzunun sinemadaki temsil edilme biçimlerine ve bunun benlikleriminiz kuruluşundaki etkileri üzerine sorular üretiyor. Zen düşüncesinde dünya, daimi bir akışkanlık ve değişim içerisindedir. Bu akış ve değişim kavramları, sanatın dünya ile bütünleşmesinin yolunu açmaktadır. Bu açıdan doğal çevre, şans ve değişimin sanatsal yaratıda belirleyici bir etken olmasına neden olur ve “Daimi Bir Akış”, tüm bu olgular üzerine düşünebileceğimiz bir platform yaratma çabası olarak görülebilir.

Fırat Arapoğlu

Arzunun Gören Gözlere İhtiyacı Yok  

Önceki işlerinde Türk resmi ve edebiyatında kimlik, kadınlık, ideallik ve modernlik temsilleri üzerine çalışan Özlem Şimşek, 2022 yılında başladığı yeni serisinde Türk melodram sinemasındaki imgelere odaklanıyor. Hollywood sineması ile halk hikâyelerinden beslenen, rastlantı ile başlayıp sevgililerin ayrı düşmesi ile devam eden, verilen mücadeleler sonrasında evlilik ya da ölüm ile sonlanan benzer aşk anlatıları üzerine kurulu melodram sineması; kadınlık, toplumsal cinsiyet, arzu, iyilik-kötülük, domestik-kamusal alan ve fedakârlık gibi temel yaşamsal kavramları ele alan sinemasal bir tarz olarak öne çıkıyor. Şimşek, bu seride toplumsal cinsiyet, cinsellik ve arzunun sinemadaki temsil edilme biçimlerine ve bunun benlikleriminiz kuruluşundaki etkileri üzerine sorular üretiyor.  

Özlem Şimşek’in Bilsart’taki sergisinde Türk melodram sinemasındaki temsil biçimlerini tartışmaya açan 2 video ve onlara eşlik eden 2 fotoğraf çalışması yer alıyor. Videolardan ilki Şimşek’in, Peyami Safa’nın 1931 tarihli romanı “Fatih- Harbiye” nin ana karakteri Neriman Hanım’ı avangart bir kadın sanatçı ve oyuncu olarak yeniden kurguladığı “Neriman Hanım/Sanatçının Bir Kurgu Olarak Portresi” serisinden bir çalışma. Şimşek’i Türkiye sineması üzerine düşünmeye yönlendiren bu videoda, Neriman Hanım’ın rol aldığı ancak Lale film deposunda 1955 yılında çıkan yangın sonucunda yok olan 1942 tarihli “Merhametsiz Kadın” filminden bugüne ulaşan sekanslar yer alıyor. Bu sekanslar, Türk sinemasındaki genel geçer anlatılardan olan ağlayan, bedbaht kadın temsillerinin de ilk örneklerinden birini sunuyor.

Laura Mulvey ve Mary Ann Doane gibi görsel kültür eleştirmenlerinin kameranın ve sinemasal bakışın kadın bedenini ve arzusunu yansıtma biçimlerine yönelik eleştirilerini merkeze alan “Arzunun Gören Gözlere İhtiyacı Yok” video enstalasyonu ise, kamera açılarını taklit ederek sinemasal bakışın kadın bedenini erotik bir alan olarak tanımlayıp parçalara ayırışına işaret ediyor. Melodram filmlerinin temel dekoru olan ev içi mekanda çekilmiş, filmin ortasından çekip çıkarılmış etkisi taşıyan iki fotoğraftan oluşan “Aşkım ve Gururum” ise melodramlardaki aşk anlatılarının doğal görünen yapısının altındaki örtülü anlamlara odaklanıyor.

Vision Art Platform desteğiyle

ÖZLEM ŞİMŞEK HAKKINDA

Özlem Şimşek, performatif fotoğraf ve video işleri üreten bir görsel sanatçı ve akademisyendir.  Şimşek, “Rol Oyunu ve Maskelenme Pratikleri: Bir Persona Performansı” isimli tezi ile Yıldız Teknik Üniversitesi’nde sanat ve tasarım alanında sanatta yeterliğini, Dokuz Eylül Üniversitesi’nde fotoğraf alanında yüksek lisansını, Marmara Üniversitesi’nde ise iletişim alanında lisans eğitimini tamamladı. 2004 yılında İsveç Enstitüsü’nden aldığı burs ile Stockholm Nordens Fotoskola’da fotoğraf eğitimi aldı. Şimşek’in fotoğraf ve video çalışmaları aralarında Pera, İstanbul Modern, Elgiz ve Malmö Müzesi’nin de yer aldığı müzeler ve galerilerde, yurt içi ve yurt dışında çeşitli grup ve kişisel sergilerde gösterilmiştir. Çalışma ve araştırmalarında hafıza, kimlik, toplumsal cinsiyet ve modernlik temsilleri üzerine odaklanan Şimşek, İstanbul Topkapı Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümünde Dr. Öğretim Üyesi olarak görev yapmaktadır.