KÜRATÖR: İPEK YEĞİNSÜ

KESİŞEN YAZGILAR: CALVINO’YA SAYGI

Sanat Konuşmaları Vll: Özcan Saraç & İpek Yeğinsü
05.04.2018

Kesişen Yazgılar Şatosu (1973), yazar Italo Calvino'nun romanda kurguya getirdiği deneysel yaklaşımın en iyi örneklerinden biri. Tarot kartlarının sembolizminden yola çıkan ve ‘semiyotik roman’ olarak da tanımlayabileceğimiz yapıt, “Kesişen Yazgılar Şatosu” ve “Kesişen Yazgılar Meynanesi” olmak üzere, her birinde sekiz farklı öykünün yer aldığı iki bölümden oluşur. Her iki mekanda, bir masanın etrafında toplanmış ve yaşadıkları olayları sözcüklere dökemeyen bir grup insan, öykülerini kartlardaki görsel imgeler üzerinden anlatır. Kartlar sıralandıkça ortaya çıkan kafese benzer strüktür, okuyucuyu da oyuna dahil eden bir arketipler ağı oluşturur. Öyküler yer yer birbirinin içine girer; bazı kartlar farklı anlamlara bürünerek tekrarlanırken, bazıları birden fazla anlatıcının öyküsü için elzem hale gelir. Böylece Calvino’nun tanımıyla ortaya, “her kağıdın anlamının, ondan önce gelen ve onu izleyen kağıtlar dizisindeki yerine bağlı olduğu”  sıradışı bir örüntü çıkar. Yapıttaki öyküler ağını oluşturan imge dizileri, sinematik anlatı ve montaj kavramlarını da gündeme getirir; kartların sıralanışının bir nevi ‘Kuleşov Etkisi’  yarattığını söylemek mümkün. Genel olarak hareketli imge için geçerli sayabileceğimiz bu etki, sergi kurgusunun temelini oluşturuyor. 

Dört haftaya yayılan serginin ilk yarısı kitabın “Kesişen Yazgılar Şatosu”, ikinci yarısı ise “Kesişen Yazgılar Meyhanesi” adlı bölümüyle analojik bir ilişki kuruyor. Her bir bölüm de kendi içinde, iki sanatçının sergi için ürettiği işleri art arda, birer hafta boyunca gösterecek şekilde kurgulandı. Amaç, her bir sanatçının sergi teması öznelinde geliştirdiği önermelerin yanı sıra, yapıtların sergi süreci içindeki diziliminin yarattığı kurgusal etki üzerine düşünmek. Calvino’nun açtığı semiyotik deney alanını, video sanatı bağlamında ‘yazgıları kesişen’ iki ayrı sanatçı ikilisi üzerinden yeniden ziyaret etmek. Küratöryel süreç sırasında, aynı mekanın birkaç ay önce ağırladığı Ergin Çavuşoğlu’nun Desire Lines / Tarot & Chess (2016)  adlı işinin de aynı metne dayandığı bilgisinin keşfi, bu anlam katmanlarına heyecan verici bir yenisini daha ekledi; sergi mekanının, art arda sunduğu görsel imgeye dayalı etkinlikler üzerinden inşa olan kendi öyküsü.

ÖZCAN SARAÇ

ÜBER_ALLES.FF0000

2018  |  araştırmaya dayalı kitap ve video loop’tan oluşan yerleştirme

Ed. 5 + 1 AP

Günümüzde radikal milliyetçi ve sağ akımların dünyanın hemen her yerindeki hızlı yükselişi, gerek merkezi ekonomik ve politik kontrol sistemlerinin, gerek yeni bir kitlesel silaha dönüşen medya kanallarının gücüne işaret eder. Küresel ölçekte sahneye konulan simülasyonun ürettiği yersiz korkularla insan, kendini olmayan bir düşmandan korumak adına şiddete ve ayrımcılığa dayalı eylemlerde bulunmaya, böylece bilincinde olmadan devletlerin çıkarları doğrultusunda hareket etmeye programlanır.

ÜberAlles.ff0000’da Özcan Saraç, bu algıların yaratılmasında kullanılan öncelikli öğeler olan vatan, millet ve kimlik kavramlarının görsel kodlarını araştırır. Yapıtın adı Alman milli marşında geçen ve ‘her şeyin üstünde’ anlamına gelen ‘Über Alles’ ile kan renginin Hex renk kod sistemindeki karşılığı ‘ff0000’ın birleşiminden oluşur. Sanatçı, ülkelerin bayraklarından kan, onur, güç gibi temalara referans veren kırmızı dışındaki tüm renkleri çıkarır. Yalnızca kırmızı renk ve siyah – gri tonlarından oluşan bu yeni imgelerin, izleyiciye hızla akan bir video biçiminde aşırı doz halinde verilmesinin bellek ve bilinç üzerindeki etkisine dair bir deney tasarlar. Araştırma süreci sırasında ortaya çıkan antolojide ise her bir ülkenin politik, coğrafi ve sosyoekonomik künye bilgileri verilerek milli marşlarında en çok tekrarlanan kavramlar kırmızı renkle vurgulanır. Bu kavramların oluşturduğu ve günümüz dünyasının milli marşı olarak da okuyabileceğimiz kelime havuzu, ‘insan için devlet’ değil, ‘devlet için insan’ bilincinin nasıl normalleştirildiği sorusunu gündeme getirir. Saraç “Kesişen Yazgılar” sergisi kapsamında ürettiği yapıt ile iktidarların görsel-işitsel sembollerle bezeli meşrulaştırma anlatılarını bir laborant gibi parçalarına ayırarak güçlerini adeta ellerinden alır.